Zengindin ben çocukken; Evimin penceresinden içine atlamak istediğim Sokağım vardı benim, Zıplayarak indiğim merdivenlerden sonra Kavuştuğum oyunlarım… Zengindin ben çocukken; Sahiptim o zamanlar hayal edebileceğim her şeye… Yıldız uçlu topacım...
Sevda bahçesi var dediler… İçinde bülbül var, gül var dediler… Sana da var git al dediler… Gittim: Önce bahçeyi bulamadım, Sonra gülü alamadım… Bana: sen aşık değilsin...
İlk ışık zerresi düştüğünde yer yüzüne; Huzura erdiğinde terk edilmiş sevgili, Denizler bozduğunda mahkum sessizliğini, Anlayacaksın karanlığın yüceliğini…
Başkalarından fazla değildi arzu ettiğim, Bir güzel yüz düşledim bende... Bir kapı koydum hayyallerime; Açtığımda, tüm rüyalarımı bulduğum. Kapadığımda, beni hasretle bekleyen düşler koydum içine... Başkalarından fazla değildi...
Sen sevmesini bilmiyorsun dedi... Nasıl sevilir ki dedim?... Benim gibi dedi... Tamam, dedim... Ve; döndüm arkamı gittim...,
Herkes gibi; vakti geldiğinde, sığınmak istediğim bir sahil kasabasıydı senin yüreğin… Küçük bir sandalla denize açılıp, bir daha dönmek istemeyeceğim denizdi senin yüreğin…...
Önce onlar ihanet etti, sonrada ben… Uzun uzun bir hikaye, Anlatmak gereksiz bir hadise… Bir yerinde Sana aşık oldum, Aşkını içtim sarhoş oldum, Ellerine sevda kustum; Sen kusmuğu...
Sokaklar sessiz kalıyor, yüzüne bakmıyor yoldan geçen fahişe, Kesmiyor yolunu birkaç serseri, balici çocuklar bile çıkmıyor önüne Bir dal sigara istemiyorlar ellerindeki kelebeği sallayarak… Gök gürlüyor ansızın,...
Önce kendine ihanet etmeliymiş insan, Kendi yaptıklarını yakıp yıkmalıymış, İlk acıyı kendi kendine çektirmeli, İlk hançeri elleriyle saplamalıymış göğsüne… Kendi cümleleri değmeliymiş zihnine, Kendi kendine çelme takmalı, Kendi...
Al eline hançeri, sapla kalbime... Nasıl olsa çoktan öldüm ben, Dert etme sakın kendine: İki kez ölmez seven... Zaten; Sana, aşık olduğumda öldüm ben...
İnat Ettim, yenmeden kazanacağım bu oyunu, Kimse kaybetmeyecek, ben kazandığımda... Ölmeyecek hiçbir çocuk açlıktan, Ben ölümüne doyduğum zaman...
Ruhuma gizlendi önce senin sevdan, Nefsimle kavga etti aynı onun gibi… Şeytana uydu bazen nefsime uyak, Bazen de hakka döndü ruha uyarak… Yar denilende olmaz dedim bu...
Yere düştü; Önce burnu çarptı, Sonrada alnı kara asfalta, Anında kana bulandı, Kan kırmızı oldu asfalt… İşte aşk bu galiba dedi genç, Kırmızı… Çünkü kanı gibi kırmızıydı aşk… Öyle duymuştu,...
Biraz fahişe olmalıydı halk dilinde, Yada motor olabilirdi argoda… Modern çağda görmüş geçirmiş, Birazda birilerinin eskisi bir hatun işte…
Hangi bakış yerini alabilir ki, Hangi hayal daha güzel görünür, Şu gariban maşuk gönlüme… Sevdan hayal bile değil artık, O kadar uzak ki, Kaf Dağı bile gerçek zihnime… ...
Bir kere zihne düştüyse ayrılık; Çare yoktur vuslatın gidişine, Yaren gidemez ama, gelemez de artık… Bir kere zihne düştüyse ayrılık; Denk düşmüştür yaşam ölüme, Ancak fark eder...
Beni sevdiğin gibi seveceğim seni, Yarı isteksiz, yarı nedensiz, Gözlerine bakmadan, tutmadan ellerini, Bedenini sarmadan seveceğim seni… Beni sevdiğin gibi seveceğim seni… Hüzün olacak yüzümde seni...
Kelamın ömrü tükendi bu devirde… Zahmet etme şair, yalana denk düştü, Melekleri ağlatan aşkın dizelerde… Bir komedisin artık sen aşkın ehline bile, Senin arzu ettiğin zamanında ötesinde… Vazgeç...